22 Mayıs 2013 Çarşamba

Romanesk üçleme (2)

Kız kaçtı, oğlan kovaladı. Kızın düzgün aralıklarla inip çıkan nefesi ormanın tüm kuşlarını, börtü böceğini bastırıyordu. Bir adımdan diğerine koşarken bacakları ayrılacak gibiydi. Oğlansa sakindi; avını en beklemediği anda kıstıran avcı misali emin adımlarla koşuyor ama acele etmiyordu. Av yoruldu, taşlara takıldı düştü, dizleri kanadı; avcı yanaşıp onu yerden kaldırdı, kanını sildi, uzaklaştı. Av koşmaya devam etti; soluğu kesilecek gibiydi. Saçları ağaç dallarına takıldı kaldı; avcı yetişti, kurtardı avı kendi kurmadığı tuzağından. Av kaçmaya devam etti; avcı kovalamaya; ama hep aradaki mesafeyi koruyarak. Bir su kenarına vardı kız; ileri baktı, geri baktı, suya baktı. Çaresiz bir ceylandı. Avcı onu uzaktan izlerken kız birden toprağa karıştı, bir ağaca dönüştü. Avcı ağacın sudaki aksini gördü, içine pişmanlık düştü. Kovalamaca bitmiş, avcının sebebi gitmişti. Yanaştı usulca ağaca ve sımsıkı sarıldı kollarıyla. Dünya üzerinde kazanan ve kaybedenin yok olduğu andı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder